Almanya’daki dönemi Erbakan anlatıyor

(ALMANYA, 1951-1953)

“Biz ilk defa 1951 senesinde Almanya’ya gittik. Dünya Savaşı 1945 de sona ermiş, ama anlaşmalar vesaire derken 1947 olmuştu, Almanya ‘da üç-dört sene evvel hiç bir şey yapılabilmiş değildi. Gittiğimiz zaman hatta şaşırdık, eyvah bu yıkık şehirde mi oturacağız! Üniversitenin camları yok, kaloriferler çalışmıyor, profesörler paltolarıyla derslere giriyorlar, ama azimliler. Binada bir takım kurşun yaraları var. Biz bu tezleri hazırlarken üniversitenin Laboratuarında yer olmadığı için Üniversitenin yakınındaki bir garajı kiraladık. O garajda yeniden baştan sona kadar laboratuarı kurduk. Bugünki Almanya o zor şartlar altında yola çıkarak geldi. Biz işte o tarihlerde Almanya harpten sonra nasıl kalkmıyor bunu orda yaşa-
ağır sanayi fabrikalarını kurmak

Prof. Dr.Necmettin Erbakan

Yayınlandı: on Ağustos 14, 2006 at 5:22 pm Yorumlar (1)

Prof. Dr. Selim Palavan anlatıyor

(ALMANYA, 1951-1953)

“Necmettin Erbakan Bey ‘le Almanya ‘da görüştük. Birlikte bir gün yemeğe gittik. Yemekte önce güzel bir çorba içtik. Yemeği yedikten sonra bir meyve salatası getirildi. Necmettin Bey salataya doğru eğilip onu kokladı ve yemek istemediğini söyledi. Ben de kendisine niçin yemek istemediğini sordum. Salatanın içinde alkol olduğunu söyledi. Ben de ona, Necmi birkaç damla alkolden ne olur dedim. Yine de hayır yemem dedi. Bunun üzerine dedim ki: Necmi farz edin ki ağır bir şekilde hastalandınız ve sana bir ilaç verdiler ve bu ilacın içinde yüzde elli alkol var, bu durumda ilacı kullanmayacak mısınız? Hiç düşünmeden Erbakan bana şu cevabı verdi: Hocam! Siz koskoca bir hocasınız, siz hiç inanabilir misiniz ki alkollü ilaç fayda verir?

(dahası…)

Yayınlandı: on at 5:20 pm Yorumlar (3)

Üniversite Erbakan’ı Almanya’ya gönderiyor

“1951 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi Makina Fakültesi Motorlar Kürsüsü’nde hazırladığı yeterlilik tezindeki başarısından dolayı üniversite Erbakan’ı bilimsel araştırmalar yapması için Almanya’ya gönderdi.
Aachen Teknik Üniversitesi Motorlar ve Termo Dinamik Kürsüsü’nde bir buçuk yıl kalıp bu süre içinde üç tez hazırladı. Bunlardan biri doçentlik tezi idi. Bu tezlerden biri de dizel motorlarda püskürtülen yakıtın tutuşmasının matematiksel anlatımını yaptığı tez idi. Bu tez Almanya’daki bilim camiasında geniş yankılar yaptı.

(dahası…)

Yayınlandı: on at 5:19 pm Yorum Yapın

Erbakan şimdi de namazini kılıyor

Erbakan, bir konferans sebebiyle gittiği kardeş ülke Pakistan’da cemaatle namaz kılarken görülüyor.
Erbakan’
ın namaz kılışı, şov yapmak için ya da dini istismar etmek için kılanların acemi namaz kılışlarına hiç benzemiyor. Namaz kılanlar bunu incelediklerinde daha iyi anlar ve bilirler.
“Mü’minler o kimselerdir ki, onlar gaybe inan
ırlar ve beş vakit namazı gereği gibi kılarlar.” (21)

Yayınlandı: on at 5:18 pm Yorumlar (2)

Erbakan ögrencilik yillarinda da Namazini kilardi

Anne ve babasından aldığı din eğitimini, ilk ve orta öğrenimi sırasında gittiği camilerdeki hoca efendilerden aldığı derslerle geliştiren Erbakan’ın en etkilendiği Gönenli Mehmet Efendi ve Mehmet Zahit Kotku Hoca Efendi oldu.
Aldığı sağlam dini eğitim sebebiyle İstanbul Erkek Lisesi’nde orta öğrenimini yaptığı dönemde okulun bir odasını mescid olarak kullanıyor ve vakit namazlarını orada kılıyordu. Üniversite yıllarında ise İstanbul Teknik Üniversitesindeki mescitte ve öğrenci yurtlarındaki odalarda kılıyordu.

(dahası…)

Yayınlandı: on at 5:16 pm Yorumlar (1)

Prof. Dr. Mustafa Köseoglu anlatiyor

(İstanbul, 1944-1948)

“Üniversitemizin mescidi vardı. Cuma günleri Erbakan’la beraber oluyorduk. Rahmetli Kirazoğlu Abimiz de bizim başımızdı. Herkese bir konu verirdi. Necmettin Erbakan Bey ‘e de Besmele konusu verildi, iki hafta üst üste besmeleyi bize çok güzel bir şekilde anlattı. Necmettin Erbakan Bey benimle beraber Üniversiteye başladı, ancak o benden bir yıl önce mezun olduğu için bana hocalık da yaptı. Çok güzel ders anlatıp, güzel resim çizer ve tahtayı çok düzgün kullanırdı. Uzun konuşurdu fakat cümlelerinde bir aksaklık ve ifade düşüklüğü olmazdı. Daha sonra asistanlıkta ve doçentlikte de kendisiyle beraber çalıştık. Arkadaş olarak da çok iyi bir arkadaşdı. bunun için üniversiteden ayrılıp Ankara’ya gitmesini hiç istemiyorduk.” (19)

Prof. Dr. Mustafa Köseoğlu

Yayınlandı: on at 5:16 pm Yorumlar (1)